FİLM ELEŞTİRİSİ: THE LEGEND OF TARZAN

THE LEGEND OF TARZAN

the_legend_of_tarzan_1___   Fragmanıyla beklentileri en yükseğe çıkartan, ancak maalesef bazı klasikliklere rağmen yaratıcı bir konusu olsa da senaryoda kopuklukları ve gerçeklik dışı uygulamaları ile bu beklentileri karşılayamayan, yine de Margot Robbie ve Samuel L. Jackson’ı görmek için bile izlenebilecek bir film.

   Anne ve babasını kaybeden Tarzan (Alexander Skarsgârd), goriller tarafından ormanda büyütülmüştür. Bu klasik hikayesini bilmeyen yoktur. Ancak bu filmde bu hikayenin devamı sıfırdan kurgulanarak işlenmiş. Sonrasında Tarzan, normal insan hayatına dönmüştür ve İngiltere’de eşi Jane (Margot Robbie) ile soylu bir hayat yaşamaktadır. Bir gün İngiltere Avam Kamarası tarafından büyümüş olduğu topraklara, Kongo’da Belçika Kralı II. Leopold tarafından kurulmuş olan bağımsız devlete ticari elçi olarak gönderilmek istenir. Oraya tekrar gitmek istemese de bunu kabul eder. Ancak burada Belçika elçisi Leon Rom’un (Christoph Waltz) kurduğu komplolardan habersizdir. Öğrendiğinde ise Jane’in hayatını kurtarmak için amansız bir maceraya atılır. Ona yardım edecek kişi ise George Washington Williams (Samuel L. Jackson) olacaktır.

   Yönetmenlik koltuğunda herkesin en azından isim olarak da olsa aşina olduğunu düşündüğüm ve birçok sinemaseverin tanıdığı; Harry Potter and the Order of the Phoenix, Harry Potter and the Half Blood Prince, Harry Potter and the Deathly Hallows Part 1-2 gibi başarılı yapımlara imza atan ve 18 Kasım 2016’da vizyona girecek olan herkesin beklediği Fantastic Beasts and Where to Find Them filminin de yönetmeni olan David Yates yer alıyor. Kendine has olan o üslubunu bu filmde de görüyoruz, ancak hareketli sahneler dışında beklentileri karşılayamadığını söylersek pek yanlış olmaz sanırım. Kendine has üslubundan kastım tam olarak şu; David Yates, sanat filmi ile aksiyon arasında bir denge kurmayı seven tarzda bir yönetmen. Bunun en iyi örneklerini de Harry Potter and the Deathly Hallows filmlerinde gördük. Bu filmde de aksiyon sahneleri dışındaki sahnelerde yumuşaklık, sadelik ve huzuru izleyiciye müthiş yansıtıyor. Ancak fragmanda gördüğümüz şeylerden sonra bu durum sadece fragmanı izleseymişiz de olurmuş kafasını bize yaşatmasına sebep oluyor.

   Filmin senaryosuna gelecek olursak; orijinal fikir tabii ki özellikle Tarzan kitaplarıyla adından söz ettirmiş olan Edgar Rice Burroughs’a ait. Ancak daha önce de söylediğim gibi sıfırdan kurgulanmış bir yapım olan bu filmin senarist listesinde özellikle dikkat çeken Stuart Beattie ve John Collee isimleri. Senaryoda klasik Tarzan’ın Jane için hayatını tehlikeye atması ve onun için her şeyi yapabilecek olduğunu görüyoruz. Hikayesinde güzel bir kurgu olduğunu söyleyerek senaristlerin hakkını da vermeliyiz. Ancak senaryo ve oyuncu direktiflerini göze alarak şunu söylemeden geçemeyeceğim; yerli halkın rolleri onların yeteri kadar ilkel olmadığı izlenimini uyandırıyor ve davranışları ve konuşma tarzları da bunu destekler nitelikte. Bu kısmı da yetersizliklerden biri diyebilirim.

   Tek tek oyunculardan uzunca bahsetmeye gerek yok. Alexander Skarsgârd, Tarzan tipi için uygun bir cast seçimi olmuş. Ancak çok sade oyunculuğu ve bununla birlikte repliğinin az olması sıradan bir görüntü vermesine sebep olmuş. Bunun yanında Margot Robbie ise Jane için her konuda harika tercih olduğunu gözler önüne sermekte. Jane’in coşkulu hali, cesareti ve yeri geldiğinde öfkesini yansıtmakta çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Göz kamaştırıcı güzelliği de cabası… Suicide Squad’ı da daha fazla heyecanla beklememize sebep oluyor. Samuel L. Jackson’dan artık sanırım yeni Morgan Freeman olarak bahsedebiliriz. Her filmde karşımıza çıkan başarılı aktör başrolde olduğu filmlerde kendine hayran bırakırken, yan rollerde de hakkını vererek işini yerine getiriyor. Burada da Tarzan’ın yancısı olarak karşımıza çıkıyor.

   Kısacası film beklentiyi karşılayamasa da iyi vakit geçirmek için ve kesinlikle sıkılmadan izlenebilecek güzel bir yapım.

Kanun Kalkan



Instagram

Leave A Response

*