Kıymetini bilmediğimiz “SU” yun önemi

SU-KADINFakültedeyken, hocamız sormuştu; “Altın mı daha pahalıdır (değerli) su mu?” diye…

Tabii cevap balıklama olarak “O da sorulur mu? Tabii ki altın çok daha pahalı.. Suyu almayanı dövüyorlar.. Neredeyse üstüne para bile veriyorlar” şeklinde gelmişti.. (cehalet işte)..

Hoca bize değişik şartlar altında bunun çok farklı olabileceğini, örneğin bir çöl ortamında susuzluktan büyük sıkıntı çekerken (belki de hayatta kalmak için o an mutlaka bulunması gereken bir durumda)  suyun fiyatının altın fiyatını kat be kat geçebileceğini söylemişti..

Tabii, bu anekdot olarak anlattığım hikayenin gayesi esasında “halen de farkında olmadığımız” suyun önemine dikkat çekmek, hatta bunun akıldan hiç çıkmamasını sağlamaya yardımcı olmak içindi…

Esasında, bugün zaman zaman gazetelerde okuyoruz “Su Savaşları” diye.. İşte “Türkiye Suriye’nin suyunu keserse savaş çıkar mı?” vs gibi başlıklar altında.. Evet, çok olasıdır ki bir müddet sonra dünyada su yüzünden çıkan savaşlar da göreceğiz (en azından bizden sonraki nesiller).. Zira, su olmazsa hiçbir şey olmaz; Ne tarım olur, ne gıda ve ne de insanoğlu yaşar..

Tabii, bunun farkında olan mesleki ve uzman kuruluşlar (yerel ve uluslararası) devamlı olarak toplantılar düzenleyip, basında ve TV’ de insanların dikkatini bu yöne çekmeye, suyun çok daha düzgün, yani israf olmadan, tutumlu şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışıyorlar.. Ama görünen o ki netice “NAFİLE”.. Bu egoist “insan”oğlu (??) “ben bugün dilediğim gibi sorumsuzca yaşayayım da geleceği de gelecek olanlar düşünsün” alçak bilinç seviyesi ile yaşamını sürdürmeye devam ediyor maalesef..

Şimdi tam da bu noktada şunu paylaşmadan geçemeyeceğiz doğrusu;

Bizde, adam daldan meyveyi koparır ve bir daha bir daha koparır.. Bir ikisini yer gerisini de atar, ziyan eder.. Hatta, bizim insan bozuntuları kabzımallar veya bu işin ticaretini yapan kişiler (tabii hepsi değildir, ümit edilir ki) meyve sebze fiyatları düşmesin diye, meyveleri sebzeleri denize dökerler.. Böylece “bolluk” olmasın ve fiyatlar düşmesin ve de bu vicdansızlar “kar” etsin diye..

Afrika ve Avustralya gibi yerlerde yaşayan (örneğin aborjinler) yerliler ise, dalından bir meyve koparıp yedikten sonra çekirdeğini tekrar toprağa eker.. Mantığı şudur; “Ben doğadan bir tane aldım o bir taneyi doğaya geri vermeliyim”..

Şimdi bu “gerçek” hikayeyi duyduğumuzda sorarım size; Acaba gerçek yamyamlar kim? Biz mi onlar mı? İnsan denilen yaratıkta müthiş ego ve “vicdanı bastırma, susturma” yeteneği olduğu müddetçe, bize sorarsanız, ilerisi için çok da umut yok… (İnşallah yanılırız)

Bu arada sudan bahsetmişken, aşağıdaki satırları da okuyunuz lütfen.. Su içmezsek başımıza (Allah korusun) neler gelebilirmiş? Ciddiye almaya değmez mi dersiniz?

Neyse siz siz olun “SU GİBİ AKIN” yine de..
MT

VÜCUT SU KITLIĞI ÇEKTİĞİNDE NELER OLABİLİR?

* Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığıhastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut – artrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırız.
* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri olma tehlikesi yaşarız.
* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre kanserleşme sürecine girer !!!



Instagram

Leave A Response

*