İnsanın ilk büyük keşfi, ’40 yaş kadınıdır’

Ertuğrul Özkök’ün bu yazısını paylaşmadan edemeyeceğim. Belki de yaşım gereği çok hoşuma gittiği için:)

Özkök  “21’inci yüzyılın, ‘insani açıdan’ ilk büyük keşfi, ’40 yaş kadınıdır’ demiş. Doğru da demiş. Kadının tam olarak kendini bulduğu yaşlardır 40‘lı yaşlar. Hem güzelliği, hem kişiliği tam yerine oturuyor ve ne istediğini biliyor.

Şimdi gelelim Özkök’ün yazısına..

21’inci yüzyılın, ‘insani açıdan’ ilk büyük keşfi, ’40 yaş kadınıdır’.

Beni okuyanlar bir süredir döne dolaşa bu konuya geldiğimi kolayca fark etmiştir.

Tezim de şuydu: Bir kadının en güzel yaşları 40-50 arasıdır. Bunu 55’e kadar çıkarabilirsiniz.

Hiç kuşkusuz, 55’inden sonra da güzel bir hayat var.

Ama kendi gövdemden de çıkarak söyleyebilirim ki; yaşın, hem kadın hem erkek üzerinde geriye dönüşü olmayan etkileri de var.

40 yaş kadınına dönüyorum ve ısrar ediyorum.

Bir kadının en güzel yaşı 40’ında başlar…

Bazı erkek arkadaşlarımın buna şiddetle itirazı var.

Bana açıkça şunu söylüyorlar:

“Sen 60 yaşına geldin; yaşına uygun kadın icat ediyorsun…”

Malum; 20’li, 30’lu yaş kadının ‘taze ten’ konusu.

Hayır arkadaşlar, 40 yaş kadınını ben icat etmedim.

Önce ’40 yaş kadını kendini keşfetti’…

Sonra ben…

Şimdi de dünyanın önde gelen psikoloji dergileri…

48 YAŞINDA BİR KADININ O ANKİ YÜZÜ

Fransa’nın en ünlü psikoloji dergisi ‘Psychologies’ şubat sayısının kapağına Juliette Binoche’u koydu.

Fransız aktris bu yıl 48 yaşına bastı.

Derginin kapağına koyduğu fotoğrafta, bir kadının 40 yaşında kazandığı en güzel şey bütün açıklığıyla görülüyor.

“Arzu ettiği şeye, kendini bütünüyle veren, teslim eden oturmuş, manasını kazanmış, daha doğrusu hak etmiş bir portre.”

Bir kadının yaşıyla, yaşadıklarıyla ve arzularıyla, kendi kendine çizdiği olağanüstü bir otoportre…

Dergide, kendisiyle yapılmış bir mülakat var. Şu cümlesi çok dikkatimi çekti:

“İnsanın, kendi öncelikleri konusunda, çok açık bir fikre sahip olması gerekir.”

Bu cümleyi bir kenara yazın, çünkü biraz sonra 40 yaş kadınında bu cümlenin izlerini göreceksiniz.

Juliette Binoche, Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska’nın çektiği ‘Elles’ (Onlar) filminde fahişelik yapan kız öğrencilerle ilgili dosya hazırlayan bir gazeteciyi oynuyor.

Filmin en tartışılan yanlarından biri, Binoche’un mastürbasyon yaptığı uzun sahne.

Yani bu filmde, 48 yaşında bir kadının, mastürbasyon yaparken yüzünün nasıl bir ifade aldığını seyredeceğiz.

Binoche, 40’lı yaşlarında yaşadığı hayatı anlatırken şunu söylüyor:

“Bu, bir çölü baştan sona geçmek gibi bir şey. Önemli olan, kendi kendini yargılamamak ve suçluluk duygusundan arınmaktır…”

Bu cümleyi de bir yana yazın, ona da tekrar göreceğiz.

Sen; ey 40 yaş kadını şu cümleyi de, aklının bir tarafına kaydet:

“İnsan kendi iç dünyasıyla irtibatını kaybetmezse, dış dünya onu korkutamaz…”

Şu günahkâr cümleyi eklemeyi de unutma:

“Eğer en uçtakini yaşamaya hazır değilsen; insani bir şeyle irtibat kurmaya hazır değilsin demektir…”

Ben değil; 48 yaşında, iki çocuklu Juliette Binoche söylüyor.

Öyleyse kimdir 40 yaşındaki kadın? 40’lı yaşlar, bir kadının hayatında neyi temsil eder?

Buyrun birlikte bakalım.

BEN DEMEMİŞ MİYDİM

Alain Héril, psikanalist. Bir diğer unvanı da ‘seks terapisti’.

Meslek hayatı boyunca 14-82 yaş arasındaki yüzlerce kadını gözlemlemiş. “Çok kısa sürede şunu anladım. Kadınlarda yaşa bağlı cinsel dönemler var” diyor. Kadınları, cinsel hayatları bakımından altı ayrı yaş grubuna ayırmış ve her birinin ortak özelliklerini belirlemiş. ‘Psychologies’ dergisinin şubat sayısındaki dosyadan kısaca özetliyorum.

16-25 YAŞ: ROMANTİZM

* Cinsellik henüz başlangıç noktasındadır. Genç kadın, istikrarlı bir cinsellikten çok, cinselliğin ne olabileceği sorusuyla doludur.

* Her karşılaşma yeni bir deneyimdir.

* Bu döneme damgasını vuran şey, çocukluk ve buluğ çağının hatıralarıdır. Savunma mekanizmaları çok güçlüdür.

* Bir yandan macera arar ama bir yandan da kendini güvende hissetmek ister.

* Tabii ki bu yaş döneminin en belirgin özelliği romantizmdir. Bir yandan cinsel merak vardır ama bir yandan da gelmesi hep geciken bir prens beklenmektedir.

25-38 YAŞ: YARATICILIK

* Duyguların istikrara kavuştuğu yaştır. Kadın, bedenine alışmaya başlamıştır. Gövdesini tanır; erkekle nasıl daha iyi birlikte olabileceğini öğrenmeye başlar.

* Yoğun bir cinsellik yaşayabileceğini öğrenmiştir. Daha yaratıcı ve daha direkt bir cinselliği keşfetmiştir.

* Ancak 35 yaş geçildiğinde, o meşhur ‘biyolojik saat’ çalışmaya başlar. Bu da, üreme amaçlı cinsellik güdüsünü daha güçlü şekilde harekete geçirir. Hazza yönelik cinsellik, paylaşılacak bir annelik duygusu içinde azalır.

* Ancak bu yaşlarda, beklentiler gerçekleşmemişse, cinsellik ıstıraplı bir hal almaya başlar.

Cinsellik tam eksenine oturmamışsa, bu früstrasyona yol açar.

* Bu yaşın avantajı, kadının cesaret edebilecek durumda olmasıdır.

* 30 yaşından sonra yapılması gereken şey; iç enerjiyi toplamak, onu bir amaca yöneltmek ve hiç bırakmamaktır.

38-47 YAŞ: CİNSEL HAZ VE ŞEHVET

* Bir kadının cinsel hayatı bakımından 40 yaşına girmek; kendi gerçeğiyle yüzleşmek; kendisi, bedeni ve arzularıyla ilişkisinde nerede olduğunu anlama saatidir.

* Annelik görevlerini yerine getirme duygusu, yerini özgürleşmiş bir alana bırakır. Arzu tekrardan yerini alır; cinsel haz ve şehvet tekrar sorgulanmaya başlanır.

* Cinsellik, doğal bir şekilde, kadınlık duygusunun merkezine oturur. Bu yaşın en büyük özelliği, kadınlık kimliğinin sorgulanmasıdır.

* Bu yaşlarda dışarıdan kendisine atfedilen imaja aldırmadan, bedeniyle dengeli bir ilişki kurar. Güçlü ve fethedici bir narsisizme açılan sakin bir yapıya kavuşur.

* Ve çok ilginç bir saptama: Birçok kadın, hayatlarının gerçek anlamda ilk orgazmını 38-47 yaşları arasında yaşadığını itiraf etmektedir.

* Kadın, arzularının gücünü kabullenir; onu maskelemeye, inkâr etmeye ve ondan kaçmaya çalışmaz. Çünkü cinsel arzular doruğundadır.

* KÖTÜ HABER: Premenopozun ilk belirtileri bu yaşlarda ortaya çıkar. Bu da, gelmekte olan yeni yaş dönemin sıkıntılarını getirir. İlk sıkıntılar, cinsel arzular azaltabilir ve beraberinde, hafif depresif halleriyle nostaljiyi de taşır.

* İYİ HABER: Buna karşılık, bu yaşlar kadının cinselliği melodrama çevirmeden yaşayabileceği bir psikolojiyi de getirir. Cinselliği, lirik bir coşkuya çevirir, bu da ona bir hafiflik ve cesaret verir.

47-50 YAŞ: SORGULAMA

* Aradaki dört yıl çok önemlidir. Çünkü bu ’50’li yaşlara giriş’ anlamına gelir. Sorulan sorulara mutlaka cevap bulunmalıdır. Çünkü artık yaş sıkıştırmaktadır.

* Gelmekte olan yılları göğüslemek için, geçmişle çok gerçekçi ve dürüst bir hesaplaşma yapılmalıdır. Bu bilanço döneminde genellikle üç aşama vardır.

* BİR: Önce, kat edilen yolun bilançosu çıkarılır. Gelinen yer kabullenilir. İleriye gitmek için tutunacak sağlam bir yer aranır.

* İKİ: İkinci aşamada, evlilik, birliktelik gözden geçirilir. Kadın bütün hayatı boyunca, birlikteliğe yatırım yapmıştır, onun ne durumda olduğuna bakar. Hangi vaatler yerine getirilmiş, hangi doyumlar sağlanmış, hangileri eksik, tatminsiz kalmıştır, tespit edilir. Bu bilanço, genellikle ayrılmak, boşanmak amacıyla değil, daha ileri nasıl gidilebileceğini ortaya çıkarmak için yapılır.

* ÜÇ: Üçüncü olarak, cinsellikte kadının yerini tayin etmek gelir. Bu çok içselleştirilmiş bir varoluşla ilgilidir. Kadın bunu anlamak için bu yaşlarda çok okur.

* Yaşlanma korkusunun gerçekten başladığı yaşlardır. Kadın, eksilen cinsel libidosunu, sosyal faaliyetler, yardımlaşma çalışmalarıyla doldurmaya çalışır.

50-55 YAŞ: KASIRGA, BÜYÜK KARGAŞA

* 50-55 yaş arasındaki kadının cinselliğini tek kelimeyle ifade etmek gerekirse, bu kelime ‘daha’dır. 45 yaşlarından sonra başlayan premenopoz, 50 yaşından sonra gerçek hale gelir. İşte bu, kadının hayatında her şeyi alt üst eden ve zincirleme reaksiyonlara yol açan fiziki bir kasırgadır.

* Beden değişime uğramaya başlar, regl kaybolur, libido düşer. Buna korku krizleri eşlik eder. Kadının bedeninde ve ruhunda, hormonal gerçeklerle, cinselliğe yaşatmaya yönelik arzular arasında müthiş bir savaş başlar.

* Menopoz, cinsel hayatın sonu değildir. Bu yaşın en güzel yanı; cinsel arzuların hâlâ sürmesi ama bu cinselliği ne kendine ne de partnerine ispat etme mecburiyetinin olmasıdır.

 

Yazın tamamını Özkök’ün kendi sayfasından okuyabilirsiniz

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19898707.asp?mnID=19898707



Instagram

Leave A Response

*