Kendinizi tanımak için mutlaka okuyun: “I’m O.K. You’re O.K.”

IM-OKI Am Better Than You Are .. Bu İngilizce ifadenin Türkçesi basitçe “Ben senden daha iyiyim” .. 1970 li yıllarda “o zamanlar için psikolojide yepyeni bir yaklaşım olan” TRANSACTIONAL ANALYSIS (Türkçesi için – Olaylardan Etkileşimle Analiz diyebiliriz) rüzgarı esiyordu Amerika’da ..

Esasında “esiyor” kelimesini bilerek kullandık .. Zira Thomas Harris isimli bir bilimadamı (psikolog) daha önce Eric Berne isimli bilimadamının geliştirdiği bu yaklaşım üzerine çalışmalarını bina eden THOMAS HARRIS “I’M OK YOU’RE OK” isimli kitabıyla muazzam bir başarı elde ederek BEST SELLER listelerinde çok uzun süreler kalmış ve insanların akıllarında yepyeni pencereler açmıştı.

Kitabın ana teması kısaca şuydu;

Halihazırda içinde olduğumuz davranış biçimlerinin nedenleri geçmişteki muhtelif etkilenmeler nedeniyle beynimizde oluşan kayıtlardır.

Bu kayıtları silmemiz mümkün olmayabilir ama en azından onları kontrol altına almayı başarabiliriz (bastırmaktan bahsetmiyoruz) .. eğer nedenine inebilirsek .. vs

Böylece hayatımızda bize sıkıntı veren bazı davranış biçimlerini kısmen de olsa bertaraf edebiliriz.

BİZİ YÖNETEN KİŞİLİKLER

Bu kitapta, Dr. Harris içimizde 3 tip kişilik barındırabildiğimizi, bunlar tarafından (biri daha baskın olmak üzere) idare edildiğimizi yazıyor ; CHILD (çocuk), PARENT  (ebeveyn) VE ADULT (yetişkin)

Örneğin, geçmişte (küçükken) aldığı kayıtlara göre – yani çok baskın bir anne veya baba varsa – bir kişide “EBEVEYN” kişiliğinin önde (yani baskın) olabileceğini söylüyor ..

Devamla, İNSANLARIN KİŞİLİK GELİŞİMİ 4 SAFHADA OLUŞUYOR diyor Harris;

0-2 YAŞ ARASI, 3-11 YAŞ ARASI, 12-18 YAŞ ARASI, 18 ÜZERİ

(not rakamlar değişebilir – takılmayalım lütfen)

Örneğin 0-2/3 yaşlarında, bir bebek dışardan gelen her türlü etkiye açık .. ve bunları – işin kötü tarafı – hiç bğir mantık filtresinden geçirmeden kayıt yapıyor .. (ki beyinin inanılmaz bir kayıt makinesi olduğu ve hücrenin ölümü hariç hiç bir kayıdın yok olmadığı orda durduğu biliniyor .. Hatırlamayabiliriz .. Çünkü oraya gerekli sinyal gitmeyebilir .. Fakat o bilgi o kaydedildiği hücrededir)

Fakat işin talihsiz tarafı bu yaştaki deneyimleri bebeğin pek de olumlu olmayabiliyor genellikle; Bebek kendinin güçsüz, yetersiz, bağımlı olduğunu yaşıyor deneyimliyor, hissediyor .. Yakınları herşeyi yapabilirken o derdini bile anlatamıyor ..

İşte bu deneyim bebekte “I AM NOT OK YOU ARE OK” – yani ben normal değilim siz normalsiniz vs – gibi oldukça “olumsuz” bir kayıt oluşturuyor .. Yukarda da belirttiğimiz gibi bebek şöyle düşünemiyor tabii ki “Canım ben de daha çok küçüğüm, normaldir hiçbirşey yapamamam, böyle aciz olmam .. Nasılsa büyüyünce bütün bunlar düzelecek, bu normaldir vs” ..

3-7/8 yaşları arası çocuk yavaş yavaş anlamaya ve muhakeme yapmaya başladıkça (mantık filtresi devreye girmeye başladıkça) “Evet bende bir eksiklik vs var ama sizde de var .. ben masayı kazayla devirdim, ama siz de bana kızdınız bağırdınız siz de normal/iyi  değilsiniz” vs şeklinde yavaş yavaş olumsuz durumun sorumluluğunu karşı tarafa da pay etmeye başlıyor ..

8-18 arası ise gerçekten tehlikeli bir dönem.. Zira çocuk bu dönemde “I AM OK YOU ARE NOT OK” safhasına giriyor.. ve ne yaparsa yapsın kendini bir şekilde haklı görmeye başlıyor .. Biz buna blu çağı da diyoruz (teenager) .. Birey bu safhada kalırsa gerçekten tehlike oluyor.. Nasıl mı? Toplumda sık sık kompleksleri tarafından yönetilen bir birey, her türlü yanlış hareketini mazur görme eğiliminde olan buna kılıf arayan bir kişi vs oluyor karşımızda muhtememeln .. Hatta birçok anormal (dilimiz varmıyor ama .. sapık, cani) kişiliğin de bu safhayı atlayamayan bireyler arasından çıktığı sanılıyor ..

18 üzeri .. Tabii ki normal ve arzu edilen durum ise bireyin “I AM OK YOU ARE OK” safhasına gelerek normal gelişimini tamamlamış olması .. Yani ben de normalim / iyiyim .. Siz de .. Hoşgörü, olgunluk, anlayış, çözüm arama vs gibi güzel kişilik özelliklerini barındıran hal ..

I AM BETTER THAN YOU ARE (Ben Senden Daha İyiyim)

Şimdi buraya kadar kısaca Harris’in yazdıklarını özetledik .. Burada çok önemli bir hususu değinmeye başlıyoruz ..

Biliyoruz ki, hepimizi ilk safhadan (yani 0-3 yaş arası) geçiyoruz .. O çaresiz ve zayıf halimizle .. Hepimiz o dönemden bir şekilde etkileniyoruz mutlaka .. Bu dönemde (ve tabii ki sonraki dönemde de olabilir) insanda şu anda hiçbirimizin farkında olmadığı hatta kabul bile etmek istemeyeceğimiz “zayıflık, acizlik – EKSİKLİK” duygusu gelişmiş olabiliyor .. veya olabilir en azından ..

İyi de bu duygu saçma kardeşim .. Bunu düşünerek üzerimizden gömlek çıkarır gibi atabiliriz.. Kazın ayağı öyle değil işte .. Bu yaştaki kayıtları hiçbir şekilde filtre etmeden olduğu gibi oluşturduğumuzdan, o kayıtları harekete geçirecek herhangi bir dış etken geldiğinde aynen ilk haliyle olduğu gibi hissederek hatırlayabiliyoruz .. Bu bizim insiyatifimiz dışında olan birşey .. Şuna benziyor .. Bir teyp kaydı yapın .. Sonra dinleyin .. Bin kere dinlesiniz aynı kayıt gelecektir, değişmeden ..

Dolayısıyla bu yaş grubundaki (ve sonraki) kayıtlar aynı zamanda o kadar kuvvetli ki bütün hayatımız boyunca bunu bir şekilde telafi etmeye çalışıyoruz .. Belki çoğu zaman farkında bile olmayarak .. yani yaranın üstüne hep merhem, ilaç sürmeye çalışıyoruz .. Nasıl mı? O zamanlar yaralanan egomuzu okşayarak ..

Hep şu duyguyu yaşamaya çalışarak;
“I AM BETTER THAN YOU ARE” .. Yani “BEN SENDEN DAHA İYİYİM” ..

Evet çoğumuzun hayatı bu duygunun etrafında geçiyor .. “Benim kızım seninkinden – onunkinden – daha güzel, Benim kocam seninkinden daha zengin, ben senden daha yakışıklıyım, hatta hatta benim arabam onunkinden daha pahalı vs vs” .. Çünkü bir şekilde bunu hissedebildiğimiz zaman egomuz okşanıyor .. OOHH BE BEN EN KÖTÜ EN AZ EN ACİZ FİLAN DEĞİLİM .. HATTA DAHA BİLE İYİYİM .. vs vs ..

İşte onun içindir ki “bize iltifat yapıldığında, bir takdir aldığımızda, birinden daha iyi olduğumuz görüldüğünde” inanılmaz şekilde hafiflemiş, mutlu  (HATTA BELKİ DE İYİLEŞMİŞ) hissederiz kendimizi..

Onun için birçok insana “onun ne kadar hoş, yararlı, güzel vs” olduğunu hissettirerek o insanın kalbini kazanabiliriz.. ve hatta o insanı da ve normal olarak belki de yapmayacağı birçok şeyi yapmasını sağlayabiliriz .. Hatta bu bilgiye sahip olmanın avantajını iş hayatında (satışta vs) bile kullanabiliriz..

UNUTMALAYIM Kİ .. KÜÇÜCÜK BİR “YERİNİ BULAN” İLTİFAT BİZE BELKİ DE BİRÇOK KAPILARI AÇABİLİR .. O İNSANIN KALBİNDE 🙂

Mustafa Tüfekçi

(NOT: Yazarın bu yazısı turkiyeinternett.com isimli sitede de yayınlanmıştır)



Instagram

Leave A Response

*